Yanlış İşverene Dava Açıldı: AYM'den Emsal Mahkemeye Erişim Kararı
Anayasa Mahkemesi, işçilik alacağı davalarında sık yaşanan bir sorunu emsal niteliğinde bir kararla çözdü: İşçi, gerçek işvereni bilmeden yanlış bir şirkete dava açarsa ve davası bu yüzden usulden reddedilirse, bu ret mahkemeye erişim hakkının ihlali sayılıyor. 18 Şubat 2026 tarihli bu karar, özellikle birden fazla şirketin organik bağ içinde çalıştığı yapılarda işçiler ve avukatlar için önemli bir güvence getiriyor.
Olay nasıl gelişti?
İşten çıkarılan bir işçi, işe iade ve alacak talebiyle dava açtı. Ancak davayı, kendisiyle fiilen muhatap olan görünürdeki şirkete yöneltti. Gerçek işvereninin (SGK kaydında görünen asıl şirket) farklı bir tüzel kişilik olduğunu, ancak dava açtıktan sonra öğrendi. İki şirket arasında organik bağ vardı; hatta dava öncesi yapılan arabuluculuk görüşmesine katılan avukat bile her iki şirket için aynı kişiydi.
İlk derece mahkemesi (Kocaeli 4. İş Mahkemesi), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesine dayanarak taraf değişikliğine izin verdi. İşçiye süre verildi, gerçek işverenle arabuluculuk görüşmesi yapıldı ve dava gerçek işverene yöneltilerek esastan karara bağlandı.
İstinaf neden bozdu?
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi bu kararı bozdu. Gerekçesi şuydu: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesine göre arabuluculuk bir dava şartıdır ve dava açılmadan önce yerine getirilmelidir. Gerçek işverenle arabuluculuk dava açıldıktan sonra yapıldığı için dava şartı eksikti; bu nedenle dava usulden reddedilmeliydi. Daire'ye göre bu eksiklik, taraf değişikliği yoluyla sonradan tamamlanamazdı.
Anayasa Mahkemesi ne dedi?
Başvurucu işçi, bu ret kararının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Mahkeme, başvurucuyu haklı buldu.
Kararın temel mantığı şu noktalarda toplanıyor:
- Taraf değişikliği hukuken mümkündür. 6100 s.K. md.124/3 ve 4 uyarınca, dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir yanılgıya dayanan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebilir. İşçinin gerçek işvereni bilmemesi, kabul edilebilir bir yanılgıdır.
- Taraf değişikliğinden sonra yapılan arabuluculuk, dava şartını tamamlar. Yeni davalıya karşı taraf değişikliği, yargılama sırasında yeni açılmış bir dava gibi değerlendirilir. Bu yeni tarafa karşı arabuluculuğa başvurulmuşsa, dava şartı gerçekleşmiş sayılır.
- Katı yorum, hak kaybına yol açar. İstinafın yorumu, işçiye aşırı külfet yükleyen, katı ve şekilci bir yorumdur. İşçiyi yalnızca "gerçek işvereni baştan bilmediği" için dava dışı bırakmak, mahkemeye erişim hakkını orantısız biçimde sınırlar.
"Dairenin yorumunun aşırı katı ve şekilci olduğu, başvurucuya aşırı külfet yüklediği, dolayısıyla orantılı olmadığı sonucuna varılmıştır."
— Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kararı, 18/2/2026
Sonuç olarak Mahkeme, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve yeniden yargılama yapılması için dosyayı ilgili mahkemeye gönderdi.
İşveren açısından ne anlama geliyor?
Bu karar, çok şirketli yapılarda faaliyet gösteren işverenler için dikkatle okunması gereken bir gelişmedir. Uygulamada bazı işletmeler, birden fazla tüzel kişilik (organik bağlı şirketler, farklı vergi numaralı ama aynı yönetimdeki firmalar) üzerinden çalışır. Bir işçi dava açtığında, "yanlış şirkete dava açtın, gerçek işverenle arabuluculuk yapmadın, davan reddedilsin" savunması geçmişte işveren lehine sonuç verebiliyordu.
Bu karardan sonra bu savunma zayıflıyor. Anayasa Mahkemesi, şirketler arasında organik bağ bulunduğunda ve işçinin gerçek işvereni bilmesi makul olarak beklenemediğinde, taraf değişikliği ve sonradan tamamlanan arabuluculuğu geçerli sayıyor. Yani işçinin usulî bir hatası, işveren için otomatik bir kazanç kapısı olmaktan çıkıyor.
İşveren ve İK için pratik çıkarımlar
- Organik bağlı şirket yapıları risk taşır. İşçinin fiilen çalıştığı şirket ile SGK'da görünen işveren farklıysa, bu fark ileride "gerçek işveren kim" tartışmasına ve bu karardaki sonuca yol açabilir.
- Usulî savunmalar tek başına yeterli değildir. "Arabuluculuk şartı eksik" gibi biçimsel itirazlar, mahkemeye erişim hakkı karşısında geri planda kalabilir. Esasa ilişkin güçlü savunma hazırlamak önemlidir.
- İşçinin çalıştığı tüzel kişilik net olmalı. İş sözleşmesi, bordro ve SGK kaydındaki işveren bilgisi tutarlı tutulmalıdır; tutarsızlık işveren aleyhine yorumlanabilir.
- Muvazaalı yapılar geri teper. Şirketler arası organik bağ, bu kararda işçi lehine bir dayanak oldu. Yapay şirket bölünmeleri, dava stratejisi açısından işvereni korumaz.
Özetle, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, işçilik davalarında usulî katılığın mahkemeye erişim hakkının önüne geçemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu. İşçi yanlış işverene dava açmış olsa bile, bu bir yanılgıya dayanıyorsa ve sonradan düzeltilmişse, davanın esastan görülmesi gerekiyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut davalar için avukatınıza danışınız veya Danışman İste'ye sorabilirsiniz.