⚖️ İş hukuku ve SGK sorularınıza kaynaklı yanıt Ücretsiz Deneyin →

Bir Emeklinin Aylığını Kaç Sigortalı Ödüyor?

4 Eylül 2026 · Danışmaniste Ekibi
TANITIM Danışmaniste'yi canlı izleyin
⚡ Hemen Dene — Aylık 5 Soru Ücretsiz →

Sosyal güvenlik tartışmaları Türkiye'de genellikle zam oranları üzerinden yürür. Oysa asıl soru daha basittir: bugün bir emeklinin aylığını kaç kişi ödüyor ve bu sayı hangi yöne gidiyor? Bu yazıda cevabı SGK'nın kendi faaliyet raporundan, TÜİK verilerinden ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yayımladığı projeksiyon çalışmasından çıkarıyoruz.

Aktif/pasif oranı ne söylüyor, ne söylemiyor

SGK'nın 2025 Yılı Faaliyet Raporu'na göre 2025 Aralık ayında aktif sigortalı sayısı 26.328.559, aylık alan pasif sigortalı sayısı 17.015.688 kişidir. Kurumun ilan ettiği aktif/pasif oranı 1,62'dir.

Bu oran pasif tarafta dosya sayısı (16.204.425) esas alınarak hesaplanır. Kişi sayısı üzerinden bakıldığında oran 1,55'e iner. Ancak asıl önemli düzeltme aktif tarafta yapılmalıdır.

Aktif sigortalı sayısının içinde 1.503.839 stajyer ve kursiyer ile 604.680 çırak yer alır. 5510 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca bu kişiler uzun vadeli sigorta kollarına, yani malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına prim ödemez; kapsamları iş kazası, meslek hastalığı ve sağlık ile sınırlıdır. Emekli aylıklarının finansmanına katkıları yoktur.

Bu 2.108.519 kişi düşüldüğünde emeklilik primi ödeyen sigortalı sayısı 24.220.040'a iner. Aylık alan kişi sayısına oranı 1,42'dir. Yani bir emeklinin aylığını, ortalama olarak bir buçuk kişiden az sayıda çalışan finanse etmektedir.

Rakamı liraya çevirelim

SGK 2025 yılında emekli aylıkları için 3.775.456 milyon TL ödemiştir. Bu tutar, emeklilik primi ödeyen 24.220.040 sigortalıya bölündüğünde kişi başına yılda 155.881 TL, ayda 12.990 TL eder.

Buna karşılık 2026 yılında asgari ücretten bildirilen bir sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, 33.030,00 TL brüt üzerinden yüzde 21 ile 6.936,30 TL'dir. 7566 sayılı Kanun ile bu oran yüzde 20'den yüzde 21'e çıkarılmış, işveren hissesi yüzde 11'den yüzde 12'ye yükseltilmiştir.

Sonuç nettir: asgari ücretten bildirilen iki sigortalının emeklilik primi, bir emeklinin ortalama aylığını ancak karşılamaktadır. Üstelik bu hesap 2025 harcaması ile 2026 prim oranını karşılaştırdığı için gerçek durumdan daha iyimserdir.

Aradaki farkı kim kapatıyor

Kurumun 2025 prim geliri 4.036.262 milyon TL, toplam gideri ise 5.563.325 milyon TL'dir. Prim gelirleri toplam gideri ancak yüzde 72,6 oranında karşılamaktadır.

Bu tablonun içinde çoğu zaman gözden kaçan bir kalem vardır. Aynı raporun bütçe tablosunda teşvikler 317.688 milyon TL olarak yer alır. Bu tutar prim geliri olarak kayda geçer, ancak işverenden değil genel bütçeden gelir. Teşvik tutarı düşüldüğünde işveren ve çalışandan fiilen toplanan prim 3.718.574 milyon TL'ye iner ve yalnızca emekli aylıklarının yüzde 98,5'ini karşılar. Genel sağlık sigortasının 1.353.134 milyon TL'lik gideri bu hesabın tamamen dışındadır.

Genel bütçeden Kuruma yapılan toplam transfer 2025 yılında 1.953.839 milyon TL'dir. Kurumun toplam gelirinin yaklaşık üçte biri buradan gelmektedir. Ayrıca teşvik gideri bütçede 222.792 milyon TL öngörülmüşken 317.688 milyon TL gerçekleşmiş, yani öngörünün yüzde 42,6 üzerine çıkmıştır.

Bu tablonun akademik karşılığı da hesaplanmıştır. Maliye Dergisi'nde yayımlanan projeksiyon çalışmasına göre 2023 yılında sistemin gelirini giderine eşitleyen denk bütçe prim oranı 0,323'tür. Yasal emeklilik prim oranı ise 0,20'dir. Aradaki 12,3 puanı Hazine karşılamaktadır. Başka bir ifadeyle emeklilik sisteminin gerçek maliyeti, ücretlerden toplanan primin yarısı kadar daha fazladır.

Demografi hangi yöne gidiyor

TÜİK verilerine göre 65 yaş ve üzeri nüfus 2020'de 7.953.555 kişi iken 2025'te 9.583.059 kişiye ulaşmış, toplam nüfus içindeki payı yüzde 9,5'ten yüzde 11,1'e çıkmıştır. Nüfus projeksiyonlarının ana senaryosuna göre bu oran 2030'da yüzde 13,5, 2040'ta yüzde 17,9, 2060'ta yüzde 27,0 olacaktır.

Çalışma çağındaki her yüz kişiye düşen yaşlı sayısını gösteren yaşlı bağımlılık oranı 2023'te yüzde 15'tir. Projeksiyona göre 2030'da yüzde 19,6, 2040'ta yüzde 25,3, 2060'ta yüzde 37,5 olacaktır. Aynı dönemde ortanca yaşın 2040'ta 41,4'e, 2060'ta 48,0'a çıkması beklenmektedir.

Bu tablonun kaynağı doğurganlıktır. Toplam doğurganlık hızı 2025'te 1,42 çocuktur ve dokuz yıldır nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,10'un altındadır. Beş yaş altı nüfus sayısal olarak 1960'lı yılların seviyesine gerilemiştir. Bugün doğmayan çocuk, on beş yıl sonra çalışma çağındaki nüfusa, altmış beş yıl sonra emekli nüfusuna girmeyecektir. Sürecin gecikmeli olması, kaçınılmaz olmadığı anlamına gelmez.

Diğer taraftan Hayat Tabloları 2021-2023 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi 77,3 yıldır. Emekli sayısı hem alttan gelen nesillerin yerini alması hem de emeklilikte geçirilen sürenin uzaması nedeniyle artmaktadır.

Türkiye'nin gerçek anomalisi: emeklilik yaşı

Türkiye'de bugün 65 yaş ve üzerinde 9.583.059 kişi yaşarken SGK 17.015.688 kişiye aylık ödemektedir. Yani ülkedeki emekli sayısı, yaşlı nüfusun yaklaşık 1,8 katıdır. Maliye Dergisi çalışmasında bu gösterge emekli oranı olarak adlandırılmakta ve 2024 için 1,73 olarak hesaplanmaktadır.

Bu, dünyada olağan bir tablo değildir. OECD'nin 2025 tarihli Pensions at a Glance raporuna göre yirmi iki yaşında işe başlayıp kesintisiz çalışan biri için normal emeklilik yaşı Türkiye'de kadınlarda 49, erkeklerde 52'dir. OECD ortalaması kadınlarda 63,9, erkeklerde 64,7'dir. Türkiye bu göstergede açık ara en düşük ülkedir; kendisinden sonraki en düşük değer kadınlarda 57 ile Kolombiya'dır. İşgücünden fiili çıkış yaşı da Türkiye'de erkeklerde 61 ve altında, kadınlarda yaklaşık 60,5 ve altındadır.

Aynı rapor, Türkiye'nin OECD içinde yaşlı nüfusun çalışma çağındaki nüfusa oranı en düşük üçüncü ülke olmasına rağmen gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 6,1'ini kamu emekli aylıklarına ayırdığını belirtmekte ve bunu tarihsel olarak düşük emeklilik yaşlarına bağlamaktadır. Nüfusumuz henüz genç, harcamamız ise değil.

5510 sayılı Kanun emeklilik yaşını 2048'e kadar kademeli olarak 65'e çıkarmaktadır. OECD projeksiyonuna göre erkeklerde 52'den 65'e çıkacak olan bu artış, OECD ülkeleri arasındaki en büyük artıştır. Ayrıca 12. Kalkınma Planı'nın 406.3 numaralı tedbiri, emeklilik yaşının doğuşta beklenen yaşam süresindeki artışa uyumlu olarak belirlenmesi için otomatik ayarlama mekanizmalarına ilişkin çalışma yapılmasını öngörmektedir.

Prim tabanının genişlemesi neyi değiştirir

SGK'nın 2025 Faaliyet Raporu'na göre kayıt dışı istihdam oranı 2025 yılı dördüncü çeyreği itibarıyla yüzde 24,61'dir. Türkiye'de her dört çalışandan biri sisteme prim ödememektedir.

Maliye Dergisi çalışması bu değişkenin ağırlığını sayısallaştırmaktadır. Kapsama oranındaki artışın Hazine yükünde sağladığı azalmanın ortalama yüzde 52'si kayıt dışı istihdamdaki düşüşten, yüzde 26'sı işgücüne katılım oranındaki artıştan, yüzde 22'si işsizlik oranındaki azalmadan kaynaklanmaktadır. Kayıt dışılık, sistemin elindeki en büyük tek kaldıraçtır.

Ancak aynı çalışmanın bulgusu bu noktada durmaz. Kapsama oranındaki iyileşme mali yükün büyüme hızını yavaşlatmakta, fakat tek başına ortadan kaldırmamaktadır. Doğurganlık yeniden yükselse bile sonuç değişmemektedir, çünkü mesele yalnızca az doğum değil, emeklilikte geçen sürenin uzamasıdır. Çalışma, mali sürdürülebilirlik için emeklilik yaşının yükseltilmesi ve emek verimliliğinin artırılmasını da içeren çok yönlü politikalara ihtiyaç bulunduğu sonucuna varmaktadır.

Buradan çıkan sonuç şudur: kayıt dışılıkla mücadele tek başına yeterli değildir, ancak onsuz diğer hiçbir tedbir yeterli olmaz.

Prim tabanı genişlemezse ne olur

Denklemin kapanması gerekir. Prim tarafı büyümezse kapanma gider tarafında gerçekleşir ve bunun tek adresi emekli aylıklarıdır.

Maliye Dergisi çalışmasında bu ilişki nispi gelir oranı adıyla ölçülmektedir. Bu oran, emekli aylığının ortalama ücrete oranıdır ve 2023 için 0,566 olarak alınmıştır. Çalışmanın hesabına göre 2025-2060 döneminde emeklilerin nispi refahında yalnızca 0,1 puanlık bir azalma, Hazine'nin sisteme yaptığı katkıyı 2023 seviyesinde tutmaya yetmektedir.

Bu, teknik bir cümledir ama pratik karşılığı açıktır. Emekli aylıklarının ücret artışlarının altında kalması, bütçe açısından en kolay ve en sessiz çözümdür. Yasal düzenleme gerektirmez, kamuoyu tartışması yaratmaz, tek bir zam kararıyla uygulanır. Prim tabanı genişlemediği her yıl, bu seçeneğin cazibesi artar.

Etkisi yalnızca aylıklarla sınırlı kalmaz. Genel sağlık sigortasının 2025'teki 1.353.134 milyon TL'lik gideri neredeyse tamamen prim dışı kaynaklarla finanse edilmektedir. Yaşlanan nüfusta sağlık harcamasının kişi başına artması kaçınılmazdır. Prim tabanı dar kaldıkça bu gider de aynı sınırlı bütçe transferiyle yarışacaktır.

Sonuç

Bugün emeklilik primi ödeyen her 1,42 sigortalı bir emekliyi taşımaktadır. Asgari ücretten bildirilen iki çalışanın primi bir ortalama emekli aylığını ancak karşılamaktadır. Yaşlı nüfus oranı 2060'ta bugünün iki buçuk katına çıkacaktır. Emeklilik yaşımız OECD'nin en düşüğüdür ve emekli sayımız yaşlı nüfusumuzun 1,8 katıdır.

Bu tabloda kayıt dışı çalışan her işçi, sistemden çıkarılmış bir prim değil, ertelenmiş bir yüktür. O kişi de bir gün aylık talep edecektir; hizmet tespit davası, borçlanma veya ölüm aylığı yoluyla sistem onunla yeniden karşılaşacaktır. Kayıt dışılık primi ortadan kaldırmaz, sadece ödeyeni değiştirir ve faturayı büyüterek geleceğe taşır.

Prim tabanının genişlemesi tek başına sorunu çözmez. Ancak genişlemediği takdirde geriye kalan tek seçenek, emeklinin aylığının erimesidir.

Kaynaklar

Sosyal Güvenlik Kurumu, 2025 Yılı Faaliyet Raporu (Tablo 23 ve Tablo 29).

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m.5, m.81, m.82.

7566 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG: 19.12.2025, 33112).

TÜİK, İstatistiklerle Yaşlılar, 2025.

TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2025; Doğum İstatistikleri, 2025; Hayat Tabloları, 2021-2023.

Nal, M. ve Gül Yücel, K. (2025), "Türkiye'de Yaşlanan Nüfus ve Kamu Emeklilik Sisteminde Artan Mali Zorluklar: Kapsama Oranında Artış Bir Çıkış Yolu Olabilir mi?", Maliye Dergisi, Ocak-Haziran 2025, S.188, s.103-131.

OECD (2025), Pensions at a Glance 2025.

On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028), Tedbir 406.3.

Sizin durumunuz farklı mı?

Danışmaniste'ye sorunuzu yazın — güncel mevzuata ve yargı kararlarına dayalı, kaynağı gösterilen yanıtı saniyeler içinde alın. Üyelik ücretsiz, ayda 5 soru hakkı hediye.

Hemen Soru Sorun →

Bordro hesaplama · Kıdem-ihbar tazminatı · SGK teşvik sorgulama · Yargı kararı analizi